• Document: Cemil Tokpınar - Sabah Namazına Nasıl Kalkılır. ÖNSÖZ
  • Size: 415.85 KB
  • Uploaded: 2019-01-12 22:14:27
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Cemil Tokpınar - Sabah Namazına Nasıl Kalkılır www.CepSitesi.Net ÖNSÖZ "Kainatta imandan sonra en büyük hakikat olan namaz," maalesef hak ettiği kıymet ve ehemmiyeti görmüyor. Yaşadığımız asırda iman zayıflığıyla birlikte ibadete de gereken hassasiyet gösterilmiyor. Miraç'ta namaz emrini alan ve nasıl kılınacağını bize gösteren Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ve sahabeleri, savaşta bile cemaatle namaz kılmaktan geri durmuyorlardı. Günümüzde ise, hiçbir ciddi mazereti olmayan nice Müslüman, basit bir tembellik yüzünden namazı ihmal edebiliyor. Namaza karşı gösterilen bu duyarsızlık, bu ilgisizlik ve bu kıymet bilmezlik, mutlaka iman zayıflığından, namazın paha biçilmez değerini bilmemekten kaynaklanıyor. Bu probleme karşı, namazın Allah katında nasıl en vazgeçilmez bir ibadet olduğunu anlatmak, Peygamberimizin (a.s.m.) ne derece önemsediğini göstermek gerekiyor. İşte Cemil Tokpınar'ın hazırladığı, "Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?" isimli bu kitap, hem namazın, hem de sabah namazının ehemmiyet ve kıymetini dinî kaynakların ışığı altında açıklıyor. Sabah namazı, birçok bakımdan özel nitelikler taşıdığı için, maalesef en çok kazaya bırakılan namaz. Uyku, yorgunluk vaktinin dar oluşu gibi sebepler, sabah namazına özel bir önem verilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Bir kimse sabah namazını kılabiliyorsa, inşaallah bütün vakit namazlarını kılabilir. Çünkü, en zoru başaran, diğerlerini de başarır. Elinizdeki kitap, umumî manada namazı inceleyerek sabah namazının ehemmiyetini, bahanelerini aşma usullerini, her türlü şartta kılabilme formüllerini anlatıyor. Bunları işlerken, bol miktarda yaşanmış örnekler ve pratik formüller sunuyor. Kitabın, namaza layık olduğu kıymetin verilmesine vesile olmasını ve Rabbimizin tesir halk etmesini niyaz ediyoruz. Mehmed Emin Birinci SABAH NAMAZI İÇİN AĞLANIR MI? Yaklaşık on beş sene önce, bir arkadaşımızı ziyarete gidiyorduk. Arkadaşlarımızla birlikte otobüsümüzde yol alırken sabah namazının vakti girmişti. Açıkçası, yolun ne kadar süreceğini, sabah namazına yetişip yetişmeyeceğimizi bilmiyordum. Her yolculukta yaşadığım "namaz sancısı" öylesine kaplamıştı ki her yanımı, uyuyamıyordum. Bu güzergahta ilk defa seyahat ettiğimden, nerede mola verileceğini ve gideceğimiz yere ne zaman varılacağını bilmiyordum. Tecrübeli arkadaşlarımdan birine yaklaştım: Namazı ne zaman kılacağız Ben buraları bilmiyorum, namazı kılacağımız yere geldiğimizde bana haber ver" dedim. Uykulu gözlerle cevap verdi: Tamam kılarız, merak etme. Sonra da gözlerini kapayıp uyumaya devam etti. Hem de namazını kılan, çok dindar bir arkadaşımızdı o. Merak etme" dedi, ama merak etmemem mümkün mü? Ne zaman uyanacak, nasıl uyanacak, belli değil. Hani dese ki, Seni uyku tutmuyorsa, beni şu saatte uyandır ki hazırlık yapalım. Tamam. Ama yok. Dakikalar birbirini kovalıyor, sabırsızlık içerisinde sayıyorum saniyeleri. Güneş ışığı doğmak için saniyede 300 bin kilometre hızla koşuyor. Etrafta hiçbir çaba yok. Keşke, güzergahın nasıl olduğunu bilip abdestli olsaydım, hiç değilse arabada kılardım. Şimdi bu da mümkün değil. Çaresiz, bir diğer arkadaşımıza yöneldim: Namaz geçmek üzere. Ben şoföre namaz için ricada bulunacağım. Durmazsa ineceğim" dedim. Kaşlarını çattı, alaycı bir ifadeyle: Ya sen aklını mı kaçırdın dedi. Şaşırdım, üzüldüm, kırıldım. Namazlarını kıldığını bildiğim bir kimseydi o. Gerçekten ben aklımı mı kaçırmıştım Otobüste mışıl mışıl uyuyup, uslu uslu, ses çıkarmadan, Rabbimi düşünmeden oturmalı mıydım? Kendimi sorguladım. Sabah namazını bu kadar düşünmekte haksız mıydım Cevabını, merhum babamdan dinlediğim şu hatırada bulabilirsiniz: Babam, 1950'lerde Emirdağ'da, dayısına misafir oluyor. Onların iş yeri, büyük İslam alimi Bediüzzaman Hazretlerinin kaldığı evin tam karşısında. Geceyi dayısıgilde geçiren babam, sabahleyin bir ağlama sesiyle uyanıyor. Şöyle anlatıyor babam: Baktım ki, dayımın oğlu hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Kocaman delikanlı, ama çocuk gibi gözyaşı döküyor." Bu durum karşısında, başına kötü bir olay geldiğini veya acı bir haber aldığını sanıyor. Hayrola Ceylan, neyin var, niçin ağlıyorsun?" diye soruyor. Aldığı cevap ilginç: Sabah namazına kalkamadık. Baksana, güneş doğmuş. Onun için ağlıyorum. İşte ikinci bir örnek: Olay, Mehmed Paksu Hocanın dedesinin başından geçiyor. Dedesi tarlaya ekin biçmeye gidiyor. Tabiî, uzun yaz günlerinde geç saatlere kadar çalışıyor. Yorgun ve bitkin bir şekilde uyuyor. Sabah kalktığında bir de ne görsün Güneş doğmuş ve sabah namazı kaçmış. Namazı kaçırdığına o kadar üzülmüş ki, hıçkırıklara boğulmuş. Beyaz

Recently converted files (publicly available):