• Document: Sanat Tarihinin Temel Kavramları
  • Size: 6.86 MB
  • Uploaded: 2019-01-12 23:07:42
  • Status: Successfully converted


Some snippets from your converted document:

Sanat Tarihinin Temel Kavramları Heinrich Wölfflin önsöz «Sanat Tarihinin Temel Kavramları» 1915 yılında yayınlanmıştır. O dönemde sanat tarihleri, salt tarihçi gözüyle yazılıyordu, insanı ne kadar iyi tanırsak sanatını da o kadar iyi anlayabiliriz diye dü­ şünülüyor, sanattan çok sanatçının kişiliği, devri, içinde geliştiği eğitim ve kültür ortamı aydınlatılmaya çalışılıyordu. Sanat tarihi­ nin bilim özgürlüğüne kavuşabilmesi için, konusunu sınırlaması ge­ rekiyordu. «Form tarihi olarak sanat tarihi» görüşü bu gerekseme­ den doğar, «Sanat Tarihinin Temel Kavramları» da bu tür sanat tarihine ilk örneğini verir. Sanat, VVölfflin'e göre de bir kültür ve fikir ürünüdür ama, onun kendine özgü olan bir yanı vardır; bu formdur. VVölfflin yazılarında «insanlar hep aynı gözle bakmamış­ lardır dünyaya» diye sık sık tekrarlar. Büyük sanat üslupları, her devrin dünyaya başka bir gözle baktığını, gördüklerini anlatabil­ mek için de başka bir form dili yaratmak zorunda kaldığını bize öğretiyor. Göz de görme de —düşünme etkinliği gibi— sürekli bir gelişme içindedir VVölfflin'e göre. Bu düşüncelerin ürünü olarak or­ taya çıkan «Sanat Tarihinin Temel Kavramları»nın, sanat çevrele­ rince yadırganarak yazarın ölüm tarihine (1945) kadar sürecek olan uzun tartışmalara yol açmış olmasına şaşılmamalıdır. Bu kitapla o zamana kadar herkesçe benimsenilen «insanı tanı sanatını anla» ilkesi altüst oluyor: araştırmanın yönü sanat yapıtının içeriğinden form yüzeyine kayıyor, form yapısıyla sorunlar çözülmeye çalışılı­ yordu. Böylesine kökten bir yenilik elbette yadırganacak ve tep­ kiyle karşılanacaktı. 5 Önsöz «Sanat Tarihinin Temel Kavramları» Avrupa sanatının 16. ve 17. yüzyıllarındaki form gelişimini araştırır. Böyle bir araştırmanın yürütülmesini sağlayabilecek bir sanat tarihi terminolojisi YVölfflin' in zamanında henüz gelişmemişti, yazarın bunu yaratması gereki­ yordu. Bu kitaba adını veren «temel kavramlar» bu doğrultudaki bir çabanın ürünüdür. Bu kavramlarla Wölfflin, 16. yüzyıl Röne­ sans ve 17. yüzyıl Barok sanatlarının form dillerini kesinlikle tanım­ layabiliyordu. Fakat VVölfflin temel kavramların başka devirlerin sanatları için de geçerli olduğu kanısındadır. Çünkü ona göre sanat tarihinde her gelişmenin klasik bir yetkinliğe ulaştığı ya da barok- laştığı aşamalar vardır. Bu yüzden VVölfflin kitabına —batı sanatı­ nın belli bir dönemdeki gelişimini araştırdığı halde— «Sanat Tari­ hinin Temel Kavramları» adını vermiştir. VVölfflin'in bulduğu kavramlar bugün sanat tarihine yerleşmiş bulunuyor ve sanatla uğraşanlar bunları rahatlıkla kullanabiliyor­ lar. VVölfflin sanat yapıtında biçim-içerik ayrılığı yapılamayacağını biliyordu. Araştırma konusunu salt form olarak sınırlarken, bile bile soyutlamaya gidiyor, somut yapıtların yer aldığı sanat tarihi düzeyinden ayrılıyordu. Fakat onun bize vermek istediği de bir sa­ nat tarihi değildir. «Sanat Tarihinin Temel Kavramları»nda sanat yapıtının o zamana kadar üzerinde durulmayan bir yanını ele alı­ yor, form gelişimini ve bu gelişimin yasalarını ortaya çıkarmaya ça­ lışıyor. VVölfflin, «form tarihi olarak sanat tarihi» deyimi yanlış an­ lamlara yol açınca, bu deyimi açıklamak zorunda kalır ve sanat ta­ rihinde «form araştırmaları»mn, edebiyat tarihinde öteden beri uy­ gulanmakta olan «dil araştırmalarına benzetilebileceğini söyler. VVölfflin aslında somut düşüncenin ustasıdır ve bize görmenin ne olduğunu, somut düşünmeyi öğretmek ister. Fakat form dilinin ya­ pısını ve gelişme yasalarını tanımadıkça, bunun gerçekleşemeyeceği kanısındadır. Kitabının altıncı baskısına yazdığı önsözde buna deği­ niyor ve «sanat tarihi çalışmalarına sağlam bir zemin hazırlamak için bu kitabı yazdım» diyor. Gerçekten günümüzün sanat tarihi, onun kurduğu bu zemin üzerinde ilerliyor, fikir ve kültür tarihi içinde eskiden olduğu gibi boğulup kalmadan gelişebilecek bir ha­ yat alanı buluyor. Bu bakımdan «Sanat Tarihinin Temel Kavram­ ları» VVölfflin'in ölümünden bunca yıl sonra da önemini yitirme­ mekte ve sanat tarihi öğreniminde yararlanılan başlıca kitaplar arasında yer almaktadır. Şimdiye dek çeşitli batı ve doğu dillerinde yayınlanmış olan bu kitabı dilimize çeviren Hayrullah örs'e burada teşekkür etmeyi borç sayıyorum. Aslına sıkı sıkıya bağlı kalınarak yapılan çevirinin her cümlesinde, VVölfflin'in düşüncesini Türk okurlarına benimset­ me kaygusu duyuluyor. Hayrullah örs'ün bu çevirisiyle, dilimizde e Önsöz daha yerleşmemiş olan sanat teri

Recently converted files (publicly available):